Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş


YILLAR ÖNCE YAYINLANMIŞ BİR YAZIMDAN BİR BÖLÜM

Babam anlatırdı ben küçükken, daha doğrusu evimizde konuşulurdu da, babam en fazla şu şeyi söylerdi.

Hep aynı şeyi.

Nazım Hikmet Kominist değildi.

Nazım Hikmet ülkesi için kendini feda etti.

O devirde Türkiye dış yardıma muhtaçmış. Rusya'ya yanaşmış gibi görünerek için bu yardımı Amerika'dan almak planları varmış hükümetin ve bu iş için: Nazım Hikmet’i kullanmış.

Bunlar, ailemim arkadaş çevresindeki muhabbetlerinden kulağımda kalanlar. Eksiği olabilir ama yanlışı yok.

Bu arada Maarif Vekili olan Hasan Ali Yücel de (babamın arkadaşıymış) Rus Sefareti'ndeki davetlere katılıp Rusya'ya yanaşıyormuş gibi görünüp; Amerika'ya "müşteri kızıştırma" komplosu yapılıyormuş. Bu yapılanlar meyvesini vermiş ve Amerikan yardımı gelmiş.

Marshall yardımı.

Ordumuza kıyafet ( kabalağından botuna kadar) ve donanım (top, tüfekten pile kadar).

O yardımlardan kalan miadı dolmuş piller eşim askerliğini yaparken imha edilmiş. Derin çukurlar açıp, gömmüşler.

Çiftçiye çizme.

Simsiyahtı çizmeler, çok güzel bir lastik kokusu vardı, hala burnumda. Pırıl, pırıldılar.

Traktörler ve otomobil lastikleri.

Ziraat Bankasından dağıtımı yapılırdı Muğla'da.

Bankanın önünde depolanırdı traktörler.

Babam evrak düzenler, çiftçiye dağıtılırdılar.

Ziraat Bankasının kapısından girince; bir lastik yığını karşılardı insanları. Ha birde yerli malları vardı Ziraat Bankasında. Sümerbank Basması.

İstanbul'da, Ankara'da nasıl yapılırdı dağıtım bilmem. Çocukluğumda gördüklerimi anlatıyorum.

Babam Türkiye'deki 5 Ziraat Mütehassısından birisiydi. Zeytin aşılamasına adamıştı ömrünü. Haftada bir görürdük babamı. Dağlarda geçerdi ömrü. Annem aldığı bol bir pantolonun içine küçük bir minder dikmişti, dağlarda yere oturduğu zaman üşüyüp Hemoroiti azmasın diye.

O tarihlerde babama da Nazım'ın vatan özleminin bedeli olan yardımlardan: Kalın bir deriden kabanla, o pırıl, pırıl simsiyah çizmelerden vermişlerdi; dağlarda çalışırken giysin diye.

Bir de süt tozu gelmişti galiba Amerika'dan o zamanlar, Kinin de.

Benim çocukluğumda tanıdığım Nazım buydu ve beynimde hep öyle kaldı.

Onun itibarı her zaman vardı, yüreklerden alınmamıştı çünkü. Sadece öyle icap ettiği için kağıt üzerinde alınmıştı. O devirde bilenler biliyordu bunu zaten. Sonra unutuldu. Başka piyesler sahnelendi çünkü. Yeni olaylar Nazım'ı da o günlerin başka büyük olaylarını unutturdu.

Daha sonra siyasal nedenlerle eskiler yeniden kurcalandı ve Nazım aralarında çekilip alındı ve kullanıldı.

"Güle, güle kullansınlar!!!?"

“Her devrin, her rejimin kurbanları vardır”

Ayla Congar

15 01 2009

Ayla Congar.com.tr


Bu haber 104 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar