Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

AĞACIM YENİDEN CAN BULDU

Ağacım komşu bahçenin sınırları içinde, hemen duvarın kıyısındaydı. Dalları bana doğru, benim pencereme doğru nerede ise içeri girecekmiş gibi uzanıyordu.

Komşum: Genç bir karıkoca.

Sanıyorlar ki çimleri ne kadar çok sularlarsa o kadar güzel olacak. Hâlbuki çimleri muntazam olarak kararında sulamak gerek aksi takdirde yaşlanıyor, ömürleri kısalıyor. Önceleri hortumu daha sonra da taktıkları fıskiyeyi sabaha kadar açık bırakıyorlar ve ben uykumda fıskiyenin dönerken çıkardığı çıt-çıt-çıt sesini duyuyorum. Küçük sarı boru çiçekleri açan ağacım Akdeniz bitkisi olduğu için fazla sudan rahatsızlandı ve kurudu. Kurumazdan önce benim bahçeme bir tohum attı. Fidan boyumu aştı ve ben çok sevinçliydim ki: Yan bahçeden gelen suyla, minik ağacımın içinde bulunduğu, bahçemin duvar kıyısındaki iki metre genişliğindeki alanı su basınca o da kurudu.
Ve, ve bu yaz ne göreyim?
Bu kez bahçenin su basan kısmına uzak bir yerde yeniden filizlenmiş. Hem de öyle uygun bir yerde filizlenmiş ki: Görmelisiniz.
Masa koymaya yer kaldığı gibi masaya gölge yapacak bir yerde dimdik duruyor ve şu anda boyumu aşmış durumda.

Ben minik sarı boru çiçekleri açan ağacımı çok seviyorum.
Ben, büyüyünce, gövdesi kalınlaşınca ona sarılacağım.
Ben onu koruyacağım.
Ben yeni kardeşlerini yetiştirmeye çalışacağım.

Ben sarı boru çiçekleri açan ağacımı koruyacağım diyorum ama o sulak kıyıdaki diğer ağaçlarımı nasıl koruyacağımı bilemiyorum.
Minik mor çiçekli çalılarım, Beyaz Zakkumum ve Çin Güllerimin ve hatta yakındaki adını bilmediğim bir cins güzel çam ağacımın sonu ne olacak bilemiyorum.
Mor çiçekli çalılarımın bazı yaprakları beyazlaştı bile, katmerlisi suya daha az dayanıklı galiba beyazlanan onun yaprakları.

Komşuma üç kez anlattım durumu ama anlamadı.
Üstelik ona kalorifer dairemi de su bastığını gösterdim.
Paslanan kalorifer kazanını da gösterdim.

Su bileklere gelecek kadardı.

Yine umursamadı.
Yine yanlış sulamaya devam ediyor ve üstelik de yer altı sularını ziyan ediyor.
Gelen suyu tahmin edebilmeniz için şunu söyleyebilirim. Geçen yıl Alaçatı’yı sel bastıran sağanakta bile kalorifer dairemi su basmadı.

Resimde kuruyan ağaç ve kurusun diye kapısını açık tutmak zorunda olduğum kalorifer dairesinin resmi.

AYLA Aytuna Congar
17 09 2015


Bu haber 393 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar