Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

CAN DÜNDAR'DAN EVLİLİK HAKKINDA

Evliler iyi okusun, Bekarlar ders alsın !

Posted on 27 Şubat 2016 by Editör
Evlilik, inanmadığım halde içerisinde 17 seneyi bitirdiğim bir kurum benim için. 17 senede (abartmıyorum) 40 çift
arkadaşımın son verdiği kurum ayni zamanda da… Evliliğimin bu kadar uzun sürmesinin gizi belkide kuruma inanmamaktan geçiyor.

Evliliği toplumun dayattığı şekilde yaşamamaktan…

Nedir bu dayatmalar?

Erkeğin muhakkak kadından yaşça büyük olması, eğitim seviyesinin erkeğin lehine ya da en azından eşit olması bunların sadece ikisi…

Olmaz, yürümez diyor toplum… Erkek yaşça büyük olmalı ki, kadına ‘hot’ dediğinde oturmalı kadın… Yâda yumuşatıyorlar;

-Efendim kadın erkekten önce çöktüğü için (hani doğum falan) küçük olmalıymış yaşı…

Eğitimde de böyle… kadının çok okumuşu bilmiş olurmuş, evde kalmakmış layıkı…

EŞİM BENDEN 2 YAS BÜYÜK; ne ‘höt’ dememe gerek kaldı 17 senede, ne de benden önce çöktü…

Yıllar içinde ben yaşlandıkça o gençleşti,

-‘Ooo Can bey kapmışsınız çıtırı’ esprilerine muhatap dahi oldum.

EŞİM 3 ÜNİVERSİTE BİTİRDİ; ben bir taneyi 9 senede bitirdim..

Ne o bana bilmişlik tasladı, ne ben ona ezik baktım… Kulağa gelen müzik tekse de, onu oluşturan notalar farklıdır der Halil Cibran…

Bunu unutmadık biz.

Ben konuşurken o dinledi, ben dinlerken o konuştu 17 sene.

O öfkeliyken ben, ben öfkeliyken o ‘haklisin bitanem…’ dedik,

Öfke bitip fırtına durulduğunda ‘ama bi de böyle düşün’ de dedik fikrimizi savunurken.

Farklı insanlar olarak görmedik birbirimizi, ayni amaç için savaşan neferlerdik bu hayatta…

Asla bilmedik ne k adar para kazandığımızı, ortak cüzdanımızdan gerektiği kadar aldık..

Ne kadar çalarsa çalsın masanın üstünde telefon, kim bu saatte arayan karşı cins diye sorgulamadık da ama…

Sevginin en büyük dostuydu bizim için ‘güven’… Ve güvenin ardına saklanmış bir ‘saygı’ vardı daima…

Ne kavgalar, ne badireler atlattık 17 senede…

Eee ülkeler neler gördü, biz çekirdek aile mi sütliman yaşayacaktık…

Bir gün öyle bir girdik ki birbirimize, ben ilk kez odamın dışında yattım bi gece, misafir odasında…

Gece yarısı kapı açıldı eşim;

-‘Ne yapıyorsun burada?’ diye sordu kapının eşiğinden, ‘uyuyorum’ dedim buz gibi bi sesle… Gitti, gelmesi 1 dakikasını almıştı elinde yastıkla… ‘k ay yana’ dedi daracık yatakta. ‘ne yapıyorsun?’ dediğimde ‘benim yerim senin yanın, sen gelmezsen ben gelirim’ dedi…

Anladım ki o gece, en uzun kavgamız yat saatine kadar sürecek…

Ve bence doğrusu da bu..

Özen gösterdik o günden sonra, evin her yerinde kavga ettik, yatak odamız hariç.

Kırsak da zaman zaman kalplerimizi, asla kin tutmadık birbirimize..

Toplum kurallarıyla oynasaydık bu oyunu belki de 41 inci çift olacaktık o listede…

Ama oyunun kurallarını biz koyduk… Nede olsa bizim oyunumuzdu oynanan…

evlilik; hesapsız içine dalınması gereken bir oyun bence…

Topluma kulaklarını tıkayarak hem de… Ne benim, ne de bizim sözlerimizle…

Sadece gönlünüzden geçtiğince…

Dediği gibi Ataol Behramoğlu’nun;

‘…Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:

Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına. Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır. Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insan a…

CAN DÜNDAR

(Alıntıdır. Can Dündar’a teşekkürler)


Bu haber 447 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar