Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

FIRTINA ÇIKINCA UYUYABİLİRİM

Hani bazen:
Acaba ütüyü fişten çektim mi?
Suları kapattım mı?
Kapıyı kilitledim mi?
Anahtarlarımı aldım mı?
Diye evham ederiz ya da keşke deriz, keşke yapsaydım ya da yapmasaydım deriz.
Deriz de kendi, kendimizin huzurumuzu kaçırırız. Bu gün bu konu aklıma takıldı ve aklıma aşağıda okuyacağınız hikâye geldi.

Güzel bir hikâye.
Çok seviyorum.
Hayatın en önemli dersini veriyor.

Hikâye yabancı kaynaklı ama ben Hz Muhammed’in bir hadisi ile devam edeceğim: “Eşeğini sağlam kazığa bağla ondan sonra Allaha emanet et.”

Evet ders özetle bu hadiste. Sen tedbirini almazsan Allah bile sana yardım etmez.

Fırtına çıkınca uyuyabilmek için tedbir almak yetmez, saymakla bitmeyecek başka şeyler de gerekir. Mesela:

Kızgınken, çok mutluyken ya da sarhoşken karar vermemek.
Bir olayın üzerinden 24 saat geçmeden eyleme geçmemek.
Üzülmek ya da zarar görmek istemiyorsak geniş düşünmek, yarını görmek.
Yalnız yarını görmekle yetinmemek yarın için tedbirini de almak.
Hislerinle hareket etmemek. Hisler binde bir doğru çıkıyorsa binde doksan dokuz seni yanıltır.
Alacakla borç ödemeyi düşünmemek.

Bu öğütler saymakla bitmez gelelim hikâyemize.

Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi bir yardımcı aramak oldu. Gel gelelim ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vazgeçiyor, "Burası fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi olur." diyorlardı.
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp:
--"Çiftlik işlerinden anlar mısın?" diye sormadan edemedi çiftlik sahibi.
--"Sayılır." dedi adam, "Fırtına çıktığında uyuyabilirim." Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boş verip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Taa ki o fırtınaya kadar... Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı, adamın odasına koştu:
"Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım." Adam yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: "Boş verin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına çıktığında uyuyabilirim demiştim." Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu. Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu.
Gülümsedi ve gözlerini kapatırken mırıldandı:
"Fırtına çıktığında uyuyabilirim."

Tedbirinizi aldığınız için rahat uyuyabileceğiniz geceler dilerim.

Ayla Aytuna Congar
01 11 2015






Bu haber 800 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar