Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

HER İNSANIN BİR HİKÂYESİ VARDIR

Her insanın bir hikâyesi vardır.

Zengin hikâye.
Fakir hikâye.

Acıklı hikâye.
Mutlu hikâye.

Başarılarla dolu hikâye.
Başarısızlıklarla dolu hikâye.

Maceralarla süslenmiş bir hikâye.
Monoton bir hikâye.

Zenginliğin işlendiği bir hikâye.
Fakirliğin işlendiği bir hikâye.

Siz hikâyenizin nasıl olmasını isterdiniz? “Mutlu bir hikâye” dediniz gibi geldi bana ve de “zengin.”

Doğru değil mi?
Doğru duymuşum değil mi?

Evet, her kes mutlu bir hikâye yaşamak ister, zengin bir hayatın hikâyesini, “biraz da başarı olsa fena mı olurdu, biraz da macera olsaydı” diye düşünür.
Düşünür her kes, hayal eder.
Düşünür de, hayal de eder ama hiçbir zaman hayalleri gerçekleşmez çünkü günümüzde insanoğlu olmayacak şeyleri hayal eder. Annelerimizin, babalarımızın hayallerini süsleyen pembe panjurlu küçük evin yerini neler aldı, neler. Artık hayalleri arabalar, katlar, yazlıklar süslüyor, yatlar, uçaklar bile, hatta ve hatta aynıları yurt dışında da olsa hayalleri.

“Kul kurar, kader gülermiş.”

Bugün bunların hepsine sahip olanlar var ama peki ya yarın? Yarın da sahip olacaklar mı acaba bu gün sahip oldukları şeylere? Yarının ne getireceği ya da ne götüreceği belli mi?

Hayallerin hepsi maddiyat üzerine değil tabi. Güzel bir sesi var ve ilerde ünlü bir şarkıcı olacağını hayal ediyor. Mutlu Kaya örneği. Bir kurşun hayalleri yok edebiliyor.

Ya da ne umutlarla, ne hayallerle büyüttüğün oğul şehit oluyor hem de ne için, oy için.

Hem de ne için?
Oy için.

“B.. yoluna şehit oldu Niyazi,” ya da “niyazi oldu” diye amiyane cümleler vardır yeri gelince sarf edilen ve biz amiyane olduğu halde kullanırız çünkü bu durumu ifade edecek başka cümle yoktur.

400 milletvekili için şehit olanlar için söyleyecek başka sözünüz var mı?
Benim yok.
Ben söyleyecek başka bir şey bulamıyorum.

Kul kurar kader gülermiş.

Kim hayal edebilir bin bir zorlukla büyüttüğün ve üzerine titrediğin oğlunun 400 milletvekili için ölebileceğini. Bu, o genç delikanlının hayat hikâyesi değil, bu ana-babaların oyuyla ona hazırladığı hayat hikâyesidir.

Kaderimiz biz ana rahmine düştüğümüz an yazılır, yazılır da bu yazılan kaderin sapakları da vardır. Sola saparsan hayatın böyle olacak, sağa saparsan şöyle olacak gibi yani insanoğlunun kaderini Tanrı yazar ama kendisi tamamlar.

Bazen de ana-babası veya başka birisi tamamlar bu kaderi.
Bazen kişilikler belirler kaderleri.

Bir de korku konusu kaderi değiştirebilir. Korkak kişiler risk alamadıkları için yükselemez, ne başarı kazanabilir ne de para. Benim babam büyük devlet çiftlikleri kurmuş, işletmiş bir ziraatçıydı ama emekli olduktan sonra kendisine bir çiftlik kuramadı çünkü babadan memur zihniyeti ile yetişmişti ve kendi parası ile bunu yapmaktan korktu.

Bazen de aşk ya da hormonlar da diyebiliriz kaderi belirler. Ülkemizin tanınmış ünlü üniversitelerinin birinin Bilgisayar Mühendisliği Fakültesinde okurken tatil için gittiği Antalya da yerli bir kıza âşık olduğu için okula dönmeyip orada kalan bir genç adam tanıyorum. Kızın kendisini reddetmesi bile onu yıldırmamış, ümidini kaybettirmemiş, yazın geçici işlerde çalışarak ona yakın olmuş, kışın da aç ve açıkta kalarak bir kümese sığınmış yatarken, babası tarafından bulunarak eve getirilmişti. Yeniden sınavlara girerek, kazanmış ve okumuş; bu kez bilgisayar teknikeri olmuştu. Bir saatten fazla bir iş üzerinde çalışmaktan sıkıldığı için girdiği bütün işlerden çıkarılmış ve bu arada yeniden âşık olmuş ve âşık olduğu kadınla evlenerek eğitimini boşlamış, onun dükkânının kasasına oturmuştu. Onun kaderini âşık olunca gözü görmeyen kişiliği belirlemişti.

İnisiyatif alamayanlar için de aynı şeyler geçerli. Zaten inisiyatif almak da cesaret ister, verdiği kararın yükünü taşıyacak omuz ister, yürek ister.

Uzak görü de işin başka bir yönü. Uzak görüsü olmayanlar da hayatta başarılı olamazlar. İnsanoğlu uzak görü sahibi ise olacakları doğru görüp; doğru eylemlerde bulunup kaderini doğru yönde değiştirebilir. Uzak görü yalnız eğitim yapmada ya da iş kurmada etkili değildir, evlilik kararı verirken de uzak görülü olmak işe yarar.

Uzak görüsü olmayan ya da aşkının uzak görüsünü baskıladığı genç bir iş adamının oldukça güzel bir kadına olan aşkı ve uzun yıllar sonra hüsranla biten evliliğinin hikâyesini ilerde anlatacağım.

Evet.
Kaderimiz hikâyemizi yazar. Kaderi de yine kendimiz şekillendiririz yani istisnaları olsa da herkes kendi hikâyesini yazar diyebiliriz.

Kul kurar kader gülermiş.
Bilirsiniz bu cümle bir şarkı sözünün bir mısrasıdır ve ben bu mısrayı çok sevdim ve daha önce de kullandım.

Kendinize güzel bir hikâye yazmak sizin elinizde.

Kendinize güzel bir kader çizmeniz, güzel bir hikâye yazmanız dileğiyle.

Ayla Aytuna Congar
05 10 2015


Bu haber 566 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar