Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

ESKİLERİ DEŞMEK TÜRKİYE'YE NE GİBİ BİR YARAR SAĞLAR?

Eskiyi deşip, suçları kabul etmek, tabi suç varsa; pişmanlıkları dile getirmek, özür dilemek kişinin ruh sağlığı için iyi bir şey, bir tedavi şekli ve aynı zamanda ahlak göstergesi.

Kişinin ruh sağlığı için iyi de acaba bir ülke için iyi mi?

Bir süre önce Seyit Rıza’nın torununu televizyonda gördüm. Atalarının mezarlarının yerini öğrenmek istiyordu devletten, kendi istedikleri yere gömüp, anıt dikeceklermiş üstüne.

Hiç mi suçu yoktu asılanların?
Bütün kabahat asanlarda mıydı?

Eğer sebepsiz yere asıldıysalar, asanların ruh sağlığının yerinde olmaması gerek. Bu durumda da cezai ehliyetleri yok demektir. Eğer hal böyle ise çabaları boşuna. Ruh sağlığı bozuk birisinin işlediği suç için özür dilemek gerekmez.

Ne hale geldi ülke.
Başlar ayak oldu, ayaklar baş.

Ne cesaretle ekrana çıkıp konuşabiliyorlar?
Ne cesaretle ekrana çıkarılıyorlar?

Uzun yıllar önce bir kız çocuğuna özel ders vermesi için okulundan bir fizik öğretmeni tavsiye ettiler. Anne ve baba çalıştıkları için iki kız kardeş gündüzleri evde yalnız kalıyorlardı.

Erkek olan öğretmen kızlara hiç iyi gözle bakmıyormuş. Öğrenci kızcağız gömleğinin yakasını son düğmesine kadar iliklediği halde; sanki düğme açılıverecek de bir şeyler görecekmiş gibi devamlı boynuna göğsüne bakıyormuş. İlk kapıyı çaldığında ise abla kapıyı sonuna kadar açıp arkaya dayıyor öyle içeri alıyormuş sapık öğretmeni. Ders boyunca da açık kapının önünde nöbet bekliyormuş. Dersi icabında bağırıp yardım isteyebilmek için balkonda yapıyorlarmış ve bu durumdan üzülmesinler diye ailelerini haberdar etmemişler. Bir gün anne eve erken gelmiş ve büyük kızını kapının önünde beklerken bulmuş. Nedenini sorup; kızını biraz sıkıştırınca durumu öğrenmiş. Çok sinirlenmiş ve üzülmüş ama soğukkanlılığını kaybetmemiş. Hemen belli etmeden eşini aramış ve eve çağırmış.

Eşi gelmiş. Sıcak bir bahar öğleden sonrası ayran ikram ederek öğretmen ile hakkında bilgi edinebilmek için biraz konuşmuşlar. Öğretmen hemen Kubilay’ın öldürülmesi olayında suçlu bulunarak asılanlardan birisinin torunu olduğunu söylemiş ve Kubilay’a da, hükümete de, Atatürk’e de verip, veriştirmeye başlamış. Hatta bir ara kendini kaybetmiş, ağzı köpürmüş. Aile yine soğukkanlılığını kaybetmemiş ve Kubilay’ın onlara ne yaptığını sormuşlar.

Sorularına tam bir cevap alamamışlar. Aldıkları cevap saçma sapanmış. Yani Kubilay’ın bir Atatürk çocuğu olmasından başka bir suçu yokmuş.

Bu adamlar şimdi ekranlarda boy gösterip; atalarını kahramanmış gibi, mağdurmuş gibi tanıtmaya çalışıyorlar.

Bence bunlar katil ve cezayı da hak etmişler.

Katilleri cezalandırdıkları için kimseyi suçlu bulamayız ve af dilememiz gerekmez. Başbakanımız bu konuda hayatının yanlışını yaptı.
Hastalığının stresine bağlıyorum.

Ayla Aytuna Congar
15 12 2011


Bu haber 1399 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar