Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

BURASI ALSANCAK DEVLET HASTANESİ (Gülmeden okuyun)

Yaklaşık otuz gündür hastayım. Boğazlarım ağrıyor, hafif ateşim var. Otuz gündür kendi ilaçlarımı deniyorum! Ama nafile. Bugün Alsancak Devlet Hastanesi'ne gitmeye karar verdim. Kimlik kartımı gösterdim hemen sırayı verdiler.

Sıra numaram seksen... Bekle bekle sıra gelsin, gelmiyor. Dışarı çıktım üç banka gezdim geldim sıra ancak bana gelmiş. Doktorun kapısında yirmi kişi tahlil sonuçlarını göstermek için ayrı kuyruk olmuş. Doktor hastalarla baş edemeyince güvenliği çağırmış. Kapıda güvenlik görevlisi bir de hemşire var.

Beni uzun saçlı sakin görünce isterseniz sizi hemen alalım dediler. Ben de sevindim ! Hastahanenin duvarları, muayene odası dökülüyor. Kliması eski de olsa çok güzel soğutuyor. Güneşin altında üşüyen ben, klimalı odada ne olmuşumdur tahmin edin...

Doktorumuz bir bayan. Ortalama kırk yaşlarında. Çok sakin, kendinden emin. Ne dışarıdaki kalabalığa aldırıyor, ne olumsuz şartlara. Gayet ciddi bir şekilde işini yapıyor. Yetmiş yaşında bir ihtiyara onun anlayacağı dilde hastalığı hakkında bilgi veriyor. O çıktı ben girdim. Beni görünce "neyin var hocam" dedi...

Ben de bu sıcakta üşüyorum dedim. Hocam önce kilo ver. Bir de şu Aziz Kocaoğlu ile barış. Seni Aziz Kocaoğlu hasta ediyor dedi !

Gel burdan yak !

Aldı eline bir kağıt ne kadar tahlil varsa hepsini tek tek işaretledi. Şimdi doktorluk yapmak çok kolay ! Yaz tahlilleri laboratuvar çalışsın, doktor kopya çekerek ilaç yazsın !

"Hocam sen şimdi bu tahlilleri yaptır bir de diyet uzmanımızla görüş " dedi. Karşı binanın ikinci katında diye de tarif etti.

Tahlil kağıtlarını sisteme kaydettirdikten sonra diyet uzmanı'nın yolunu tuttum. Karşı bina dedikleri binaya adımımı atar atmaz hemen geri kaçtım. Benim gideceğim yer burası değildir diye düşündüm.

Bir kaç görevliye sordum bu merdivenlerden çık sağ tarafta dediler.

Korka korka çıktım... Bir elim burnumda bir elim cebimde Diyet Uzmanı arıyorum. İkinci kat aynı zamanda yemekhane katı. Ama çok kötü kokuyor. Kötü kokuların içinden geçerek diyet uzmanı'nın kapısını çaldım. Diyet Uzmanı da bir bayan. O da işini ciddiye alıyor.
Bana neden geldiğimi sordu ! Ben de Dahiliye Uzmanı'nın "bir de diyetisyenimizle görüşün " dediğini söyledim.

Öncelikle beni süzdükten sonra, çok kilolusun hocam dedi...

Biraz az ye, yürüyüş yap hiç bir şeyin kalmaz dedi. Bir takım okunmaz kağıtları göstererek, 'bunları mutlaka uygula' dedi. Kağıtlar fotokopi çekilmiş üzerinde elle notlar düşülmüş. Anlaşılan Sağlık Bakanlığı bu hastaneleri gözden çıkarmış !

Yemekhanesi kokudan geçilmiyor, yemekhanenin hemen yanında diş servisi var. Hekimler ve personel bu yemekhaneden mi yemek yiyor bilmiyorum. Belki de onların burnu kokuya alışmış olabilir. Hastalar o bölgeye geldiğinde küçük çaplı şok yaşıyor. Görüntü hiç hoş değil. Hastanenin Bir çok bölümü eski ve düzensiz. Eski binayı Murat 124 misali Mercedes yapmaya çalışmışlar, ama nafile. O binayı onarma masrafına çok daha güzel ve düzenli bir hastahane yapılabilir.

Sayın Sağlık Bakanı'nın kulakları çınlasın ! İl Sağlık Müdürümüz de hastahaneleri dışarıdan gözlere inceletse iyi olur. Kendi gözleri fazla müsamahakar görüyor !

Sonra kan ve idrar tahlilerini vermeye gittim.Önce kan sonra da idrar için sıraya girdim. "Hemen karşıda tuvalet var idrarı yapın ve getirin" dediler. Nereye gitsem bir tuvalet bulamadım. Her sorduğum görevli bir üst kata gönderdi. Hepsi de tadilatta. En son dayanmadım " bu hastalar nereye çiş yapıyor kardeşim " diye sordum. Bir hemşire az ilerde "alternatif tuvalet " yazan bir kapıyı işaret etti. Orada da insanlar sıra olmuş bekliyor. Benim mırıldandığımı gören mavi gömlekli bir hastahane çalışanı "Abi sen idrar mı vereceksin ?" dedi.

Evet, dedim...



Bak abimin derdi buymuş. Gel abim gir şuraya yap, ver işini hallet, sanki gençliğinde hiç mi ağaç dibine işemedin?


Beni aldı bir gülme.
Gülsem de kızsam da hastahane görevlisi doğru söylüyordu. Yapacak bir şey yok. Çaresiz onun sözünü dinledim .

Tahlilerin sonucunu Pazartesi alacağım. O zamana kadar bir şey olmaz ise, doktorumdan tedavimi de alarak iyileşmeye çalışacağım.

İşte Alsancak Devlet Hastanesi'ndeki gördüklerimden bir kaçı !

En iyi ve olumlu yanı ise tüm olumsuz şartlara rağmen personelin çok moralli olması. Doktorlar neşeli, hemşireler hastaları iyi idare ediyor. Bir hekim günde 85 – 90 hasta bakıyor gıkı çıkmıyor !

Sendikalar sağolsun kendi söküklerini dikemiyor. Hiç birisi bir hekim 90 hastaya nasıl bakar demiyor?

Sahi bir doktor bir gün içinde 90 hastaya nasıl bakar? Hiç aralıksız robot misali hasta muayne etse her hasta için 4,6 dakika zaman ayırması lazım. Bir de tahlil sonuçları ve reçete yazılması var. Yatan hastalar onların tedavi ve kontrolleri...

Bana göre bu ülkede doktor olmak hasta olmaktan daha zor ...


Bu haber 1076 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar