Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI

Haberler:

Sözde Ermeni soykırımı önce ABD’nin Temsilciler Meclisi’nden geçti ardından da İsveç Parlementosunda yasal olarak kabul edildi.

Sürekli gündeme gelen bu “Ermeni Soykırımı” hikayesi nedir?
Gerçekten Ermenilere soykırım yapılmışmıdır?
Eğer yapılmadıysa Ermenilerin sürekli temcit pilavı gibi ortaya sürdükleri ve adına “Ermeni Soykırımı” dedikleri olay nedir?
Ermenistan’ın asıl amacı nedir?

Türkiye, Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü konumunda olması, boğazlara sahip olması, Ortaasya, Kafkas ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktada bulunması nedeni ile dünyanın ilgi odağı halinde.

Bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı, geçmişte Osmanlı devletinin olduğu gibi bugün de Türkiye’nin, başı fazlaca ağrımakta. Osmanlı devletini tarih sahnesinden silmek isteyen devletler, bu entrikalarında yüzyıllardır Türkler’le dostça yaşayan Ermenileri kullanmışlardır.

Pek de haksız da bulmuyorum Türkiye’ye karşı olan devletleri.

Türkler, Osmanlının yükselme devrinde Avrupa’da Viyana önlerine kadar gitmiş, Karadeniz’in Kuzeyini, Afrika’nın yine Kuzey bölgelerini ele geçirmişler, Arap yarımadasına kadar uzanırken Biraz da Doğuya uğramışlar.

Ve de bu işgalci davranış, sonun başlangıcı olmuş, Osmanlı İmparatorluğu doğal sınırlara kavuşulduğu için duraklama devrine girmiştir.

Avrupalılar,
Nasıl kızmazlar Türklere?
Nasıl korkmazlar?

Bu kızgınlık ve korku Türklere karşı gizli veya aleni ittifaklar içine girmelerine sebep olmuş tarih boyunca. Haçlı seferleri gibi.

Haksız da sayılmazlar.

Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden hem siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya hem de Türklerden tarihi öçlerini almaya çalışan bu ülkeler Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikmişlerdir. Bazı ülkelerde de soykırım iddiasını tanımaya yönelik çalışmalar yaparak bunları parlamentolarına kadar taşımışlar Amerika ve İsveç misali, kabul bile görmüştür.

Tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmemelidir.

Ermeniler tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülmüş ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi görmüşlerdir. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesinden sonra Ermeniler rahat etmiş ve tarihlerinin altın çağını yaşamaya başlamışlardır.

Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerikli her vatandaşına sağladığı imkânlardan gayr-i Müslimler içinde en çok Ermeniler faydalanmışlar, askerlikten, kısmen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişlerdir. O tarihlerde devlete en bağlı millet oldukları için; "millet-i sadıka" olarak kabul edilmişlerdir.

O devirde Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan Ermeniler içinde devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, hatta Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar olmuştur.

Ancak Osmanlı devletinin zayıflamaya başladığı dönemlerde, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesi başlayınca, Türk-Ermeni ilişkileri de bozulmaya başlamıştır. Bunun nedeni de, Osmanlının zayıflamasını fırsat bilen Avrupa’nın Ermenilerle Türklerin arasını bozma çalışmalarıdır. Bu hareket Rusya tarafından da desteklenmiştir. Rus askerleri Ermeni kılığına girip Türklere katliam yapmış ve iki milleti birbirine düşürmüşlerdir.

40-45 yıl önce evimde yaşlı bir Kürt kadın çalışırdı o anlattı.
Rus askerlerin Ermeni kılığına girerek Türkleri Camilere doldurup, diri, diri yaktırdığını, çığlıkları hala unutamadığını.
Ertesi gün de yakınları öldürülen Türklerin Ermenilere zarar verdiğini, bu arada akranı olan bir Ermeni kızının da öldüğünü.

Doğu Anadolu’da başlatılan ve İstanbul’a kadar yayılan Ermeni isyanları sonunda binlerce Türk ve Ermeni hayatlarını kaybetmiş ve sonucunda karşılıklı nefret tohumları atılmıştır.

Bunun sonucunda Birinci Dünya Savaşı sırasında , Osmanlı askeri olarak düşmanlara karşı savaşan veya geri hizmetlerde çalışan Ermenilere karşılık, Ermenilerin önemli bir kısmı düşman kuvvetlerinin yanında Türklere karşı savaşmıştır. Cephe gerisinde de komitacı Ermeniler kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapmaksızın katliamlara girişmişler, binlerce Müslüman’ın hayatına kastederek Doğu Anadolu’yu bir harabe haline çevirmişlerdir.

Anadolu dışında kurulan Hınçak, Taşnak, Ramgavar, Hınçak İhtilal Komitesi, Silahlılar Cemiyeti, Ermenistan’a Doğru Cemiyeti, Genç Ermenistan Cemiyeti, İttihat ve Halas Cemiyeti ve Karahaç Cemiyeti gibi örgütler, halkı silahlı ayaklanmaya sevk etmişlerdir.

Osmanlı devleti, Birinci Dünya Savaşı sırasında, Ermeni isyanının yoğun olduğu Doğu Anadolu’da, bir yandan cephede Rus ordularıyla diğer yandan da Rusların yanında yer almış olan Ermeni kuvvetleriyle savaşmak zorunda kalmıştı. Üstelik de cephe gerisinde Türkleri katleden, Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkan, ordunun ikmal tesislerine ve konvoylarına saldıran Ermeni çeteleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.

Komitecilerin dışında özellikle Rus sınırına yakın bölgelerdeki Ermeni halkın da devlete isyan halinde olduğunu görünce, son çareye başvurmuş ve bölgedeki Ermenilerden sadece isyan hareketine karışanları savaş bölgesinden alıp, ülkenin emniyetli bölgelerine “sevk ve iskâna”, o dönemdeki ifadesiyle “tehcir”e tabi tutmuştur. Tehcir asıl olarak , cephe gerisinde iç savaş ortamında bulunan Ermeni halkın can güvenliğinin korunması için yapılmıştır. Çünkü Ermenilerin bölgedeki Türklere yaptıkları katliam ve mezalime Müslüman halk da karşılık vermeye başlamıştı.

Ermenistan ile bir takım siyasi ve ekonomik çıkarlar için Ermenileri kullanan bazı devletler, yer değiştirme uygulamasını ve 24 Nisan’daki tutuklamaları bir “soykırım” gibi göstermek ve dünya kamuoyunu bu konuda ikna etmek için yoğun bir propaganda faaliyetine girişmişlerdir.

Ayşenur Yazıcı bir kitabını tehcirde görevli olan büyük dedesine ayırmış, samimi bir üslupla, Ermenileri de kollayarak çok güzel anlatmıştı tehciri. Dedesi ve başka subaylar ve erler göç sırasında Ermenilere eşlik etmiş ve eğer Ermeniler bu yolculuk sırasında eziyet çektilerse onlar da çekmişler. Göç sırasında hasta olan ve öleceğini anlayan bir Ermeni adam kız çocuğunu Ayşenur’un dedesine emanet etmiş o da büyüyünce o kızı 4. Karısı olarak almış. Şanssız kızcağız ilk bebeğini doğururken ölmüş.

Hatıralarla gelen bu bilgiler Türklerin Ermenilere soykırım yapmadığı ama provakasyonlar sonucunda karşılıklı katliamlar yapıldığı gerçeğini göstermektedir.

Zaman içinde “sözde soykırım” iddialarını gündemde tutmak için olağanüstü gayret sarf eden Ermeni komiteleri, terör eylemlerine yönelmişlerdir. 1965′ten sonra, çeşitli ülkelerdeki Ermenilerin, Türkiye aleyhine başlattıkları karalama kampanyasıyla dünya ve Türkiye kamuoyunda varlığını hissettiren sözde “Ermeni Sorunu”, 1970′li yıllardan itibaren yurtdışındaki Türk temsilciliklerine yönelik terör eylemlerine dönüşmüştür.

Gurgen (Karekin) Yanikan adlı bir yaşlı Ermeni’nin 27 Ocak 1973′de ABD’nin Santa Barbara kentinde, Türkiye’nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir’i katletmesiyle başlayan “Bireysel Ermeni Terörü”, 1975′den itibaren tıpkı 1915 öncesinde olduğu gibi “Örgütlü Ermeni Terörü”ne dönüşmüştür. Yurtdışındaki Türk görevliler, diplomatlar, elçilikler ve kuruluşlarına yönelik Ermeni saldırıları, kısa sürede hızlı bir tırmanma göstererek yoğunluk kazanmıştır.

Ermeni teröründe, Türkiye’deki iç huzursuzluğun zirveye çıktığı 1979 yılından itibaren büyük bir artış gözlenmeye başlanmıştır. Ermeni teröristler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39′u silahlı, 70′i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör olayı gerçekleştirmişler ve bu saldırılarda 42 diplomatımız ile 4 yabancı hayatını kaybetmiştir.

80 li yıllarda başka bir oyun sahnelenmeye başlamıştır. 1984 yılında PKK sahneye çıkarılmış ve Asala-Ermeni terörü perde arkasına saklanmıştır. Belgeler, Bekaa ve Zeli kamplarında ASALA ile PKK militanlarının birlikte eğitim gördüklerini ortaya koymuştur.

Öcalanında Ermeni soyundan olduğu iddia edilmektedir.

PKK’nın devlet güçlerinin başarısı sonunda zayıflaması ve mücadelede başarı sağlamasının ardından Ermeni komiteleri yeniden “sözde soykırım” iddialarını Ermenistan devletinin açık desteği ve Ermeni Diasporası aracılığıyla yeniden alevlendirmiş ve ciddi çalışmalara başlamışlardır. Çeşitli ülke parlamentolarından “sözde Ermeni Soykırımı”nı kabul eden yasaların ve önerilerin çıkmasını sağlamaya çalışarak, asılsız iddialarını dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.

Amaçları, sözde iddialarını tüm dünyaya tanıtmak, Türkiye’yi bu temelsiz iddiaları tanımak zorunda bırakmak, sözde soykırımdan dolayı Türkiye’den tazminat (Yahudilerin Almanlardan aldığı gibi) ve toprak almak ve Büyük Ermenistan rüyasını gerçekleştirmektir.

Sonuç olarak; Ermeni soykırımı yoktur, Dış güçlerin provakasyonları sonucunda karşılıklı yapılmış kıtallar vardır.


Bilgilendiğim yayınlardan bazıları:
Şehit Diplomatlarımız, Bilgi Yayınevi, Ankara 2000.
Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2000.
Yıldırım, Dr. Hüsamettin, Ermeni İddiaları ve Gerçekler, Ankara 2000, s. 38 (PRO.FO. 13 Temmuz 1921, 371 / 6504 / E.8519)

http://www.yerelgundem.com

http://www.izmirmagazin.net

http://www.denizweb.net/


Bu haber 1126 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar