Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

ÖLÜM ORUCU GÜNAH MI? ÖLÜM ORUCU ŞANTAJ MI?

Düşünüyordum boşluğu, hiçliği, huzuru, amacım beynimi boşaltmaktı düşünceleri kovalayarak, hazırlık yapıyordum beynimce.
Hiçbir şey yapmadan, elimi bile kıpırdatmadan oturmuş düşünüyordum, bir noktaya gözümü dikmiş.

Önümde hayaller, olaylar resmigeçidi.
Bir hengâme bir hareketlilik.

Amacım beynimi biraz dinlendirip; huzura yaklaşmak, kavuşmak diyemeyeceğim çünkü yaşadığımız hayat tarzı nedeniyle artık “mutlak huzur”a kavuşmaya imkân yok. Beyinler, yaratmaya yönlendirilmiş, çalışmaya, hırsa, en çok da para kazanmaya, huzura değil. Hayat buna deniyor bu gün.

Önümdeki gölgeleri kovalıyorum, gitmemekte direniyorlar, inadına bir hareket bir hareket. Direniyorlar ama ben daha fazla direniyorum onları gözümün önünden uzaklaştırmak için.
Sonunda kazandım.
Beynim boş.

Derken bir ses duydum beynimin derinliklerinden gelen.

Ölüm orucu günah.
Ölüm orucu şantaj.


Bu iki cümle yeni düşünce yumakları yarattı beynimde, çözdükçe karışıyor.

Boşaltmaya çalıştığım beynim bu kez bu yeni düşüncelerle doldu.

Teması: Grev, ölüm orucu, günah, şantaj.

Mevhumlar dans ediyor beynimde. Aşktan uzak, şefkatten, güzelliklerden, doğadan, renklerden, beynimi daha önce işgal eden, uzaklaştırdığım.

Ölüm orucu bence günah.
İki açıdan günah hem de.

Birinci şık:

Sindirim sistemi uzun süre çalışmadığı zaman deformasyona uğruyor ve işlevi bozuluyor, sonu o gün olamasa bile “kısa bir ömür ve ölüm”. Bu yüzden ölüm orucu Allah indinde günah olmalı, intiharın bir şekli. Bu beden bize Allah’ın emaneti ve emanete hıyanet günahı işlenmiş oluyor.

İkinci şık:

Soru: İnsan bedeni aç kalınca kullandığı enerjiyi nereden buluyor?
Cevap: “Kendi kendini yiyor, yamyamlık bu”. Kendi bedenini yemek, insan eti yemek, iğrenç aynı zamanda.

Ölüm orucu şantajın bir çeşidi.

Ölüm orucu istenilen bir şeyi yaptırmak için karşı tarafı zorlamakta kullanılıyor. Şantaj kanunlara göre suç ise ölüm orucu da suç oluyor böylece. Ölüm orucu yapanlara karşı değilim ama yönteme karşıyım. Karşı değilim diyorum çünkü tam olarak anlamadığım bir şeye nasıl karşı olabilirim ya da destekleyici?

İşçilerin neden grev yaptıklarını tam olarak anlayamıyorum, daha doğrusu anlayamadığımı sanıyorum çünkü eğer anladığım doğruysa, haklılarsa neden hükümet karşı çıkıyor isteklerine? Sendikalar yanlarında olduğuna göre yaptıkları cahilce bir iş olmaması gerekir. Haklı gibi görünüyorlar.

Öte yandan, Başbakan’ı dinleyince; hükümet kesin kes haklı ama son duruma bakılırsa, “masaya oturmalarına” acaba diyorum, Başbakan’ı yanlış mı anladım, işçilerin haklı olduğu bir yan mı var?

Kafam çok karıştı.
Kim doğru, kim yanlış ayırt edemiyorum!!!

Galiba benim beyin kapasitem ve kalitem bu konuları anlamaya yetmiyor!!!???

Beynimi boşaltmaya çalışırken nereler geldim. Beynimi boşaltıp Yaradan’a yaklaşmaya çalışırken; çelişkili bir denklemin içinde buldum kendimi, iki bilinmeyenli.

X= Hükümet, Y= Grev
Değerler yok elimde X in, Y nin yerlerine koyacak, denklemi nasıl çözeyim.
X= Politika, Y= Oyun desem; sonuç:
“Politik oyun.”
Galiba buldum, tam isabet, banko.

“Aydınlandım.”

Peki, bu oyunun adı ne? Milli Piyango değil, Süper Loto değil, briç, bezik değil, satranç hiç değil, bu oyun büyük bir oyun.

Peki, bu oyunu kimler oynatıyor? Dış güçler mi, iç güçler mi yoksa dünya dışı varlıklar mı?

Ha bu oyunda merak ettiğim bir şey var, unutmadan ekleyeyim.
Tekel işçilerinin çoğu “Doğulu vatandaşlarımız” gibi görünüyor.

“Açılım karşıtı bir oyun” mu desek acaba adına, bir türlü açılamayan.

Ayla Aytuna Congar
06/02/2010


Bu haber 995 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar