Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

İZMİR'İN ESKİ ADIYLA KARANTİNA YENİ ADIYLA KÜÇÜKYALI SEMTİ

Rumcadan dilimize geçmiş bulunan yalı sözcüğü, deniz kıyısını anlamına geldiği gibi bu kıyı boyunca yapılanmış genellikle iki veya üç katlı büyük ve gösterişli evleri de tanımlamak için de kullanılır. İlk olarak Rum, daha sonrada Türk yerleşimi sırasında daha çok iki katlı, ahşap, cumbalı evlerden oluşan Karataş'tan Güzelyalı'ya kadar olan semtler o zamandan beri Yalı olarak anılır.

Bu gün Küçükyalı olarak bildiğimiz Karantina ise 1800lü yıllarda iyi yer anlamına gelen ''Kalitthea'' ismiyle bilinmekte ve yalılar bölgesinin tam ortasında yer almaktaydı.18.yy ortalarına doğru Avrupa ve Asya’da veba ve kolera başta olmak üzere pek çok salgın hastalık görülür. O dönemlerde bu hastalıklardan korunmak amacıyla tüm şehirlere giriş çıkışlar sıkı bir denetim altında tutulmakta ve bu salgın hastalıklara karşı her Türlü önlem alınmaya çalışılmaktaydı. Şehirlerde bu kadar çok önlem alınmasına karşın hastalıklar deniz ticaretinde kullanılan gemiler ve gemi personeli tarafından başka ülkelerden taşınarak, büyük salgınlara yol açar. Avrupa ülkeleri de gemilerle kendilerine ulaşan bu salgın hastalıklardan korunmak amacıyla dış ülkelerden gelen gemileri limana girmeden önce 40 gün kadar açık denizde bekletmekteydi. Daha sonra bu uygulamadan vaz geçilerek gemi personelinden hastalık şüphesi olduğu düşünülenler, yaklaşık yedi gün gözlem altında tutulduktan sonra işlerinin başına dönmesine izin verilmekteydi. Bunu uygulamak içinde hastane yerleşiminden ayrı olarak karantina denilen binalar inşa edilir ve hastalık şüphesi taşıyanlar, diğer arkadaşlarından izole edilerek uygun bir süre buralarda tutulurlardı.Karantina sözcüğü kelime anlamı olarak İtalyancada ayrı ve korumalı yer anlamına gelen '' Quarantine'' sözcüğünden dilimize geçmiş olup, aynı anlamda kullanılmaktadır.

İstanbul’da bulunan Yüksek Sağlık Kurulu 1846 yılında, İzmir'e dış ülkelerden gelen gemi personelinin olası bulaşıcı hastalıklarının, ülke içerisine girmesini önlemek amacıyla bir karantina binasının yapılmasını kararlaştırır. Bu amaçla görevlendirilen Ahmet Fehmi Paşa 'da İzmir’e gelerek bu binanın inşaatında bulunur. Paşanın gelmesiyle hızlı bir şekilde bitirilen Karantina binası aynı yıl içerisinde açılarak hizmet vermeye başlar. (Bu bina şimdiki Mithatpaşa Endüstri Meslek Lisesinin yan tarafındadır. ) Hamidiye camisine komşu bulunan tahta iskeleye yanaşan gemiler burada kontrolden geçtikten ve gerekli durumlarda personeli karantina denilen bu küçük hastaneye alınıp uygun bir süre bekletilip, tedavileri yapıldıktan sonra gemileriyle birlikte İzmir Limanına girmelerine izin verilmekteydi.1900lü yılların başlarında ise İzmir limanın rıhtımı ve kısmen de kordonun doldurulması için gerekli olan taşların bu bölgedeki kayalıklardan alınmasıyla, kıyıda yeni yerleşim için yer açılır.Kuyularından da tatlı su çıkması üzerine evlerin yapımı hızlanır ve arka arkaya yeni evler oluşur. Bu bölgedeki yerleşimin artması üzerine karantina binası, Urla’da bulunan Karantina adasına taşınmak zorunda kalır. O zamandan beride şimdiki Urla Devlet hastanesinin bulunduğu yarımda Karantina adası olarak bilinir. Karantina binası olarak kullanılan binalar ise uzun bir süre Askeri hastane olarak hizmet vermiştir. Karantina binasının açılışından sonra Karantina adıyla bilinen bu semtte, 1891 yılında yapılan sayımlara göre 517 adet ev bulunduğu ve bu bölgede Türk, Rum ve Musevilerin birlikte yaşadığı saptanmıştır. Ve 1910 yılından itibaren de Türklerin yaşadığı bölgelere İslam karantinası denilmekte ve şimdiki hamam çevresi ile az miktarda sahil bölümünü içermektedir. Rumların daha yoğun olarak bulunduğu bölgeler ise Rum karantinası olarak bilinmekte ve Hatay caddesine doğru uzanan büyük bir alanı kapsamaktaydı. Bölgede yoğun olarak yaşayan Rumların açtığı bir kilise ise daha sonraları camiye dönüştürülüp günümüze kadar ulaşmıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarında ise bu iki semtin adı 1.karantina ve 2.karantina olarak değiştirilmiştir. İzmir belediye meclisinin

11.şubat 1937 yılında aldığı bir karara göre eski adı Rum Karantina olan 2.Karantinanın adı Murat Reismahallesi olarak değiştirilerek Hatay bölgesi sınırları içerisine dahil edilmiştir. İslam Karantina olan, 1.Karantinanın adı ise Mithatpaşa mahallesi olarak değiştirilerek, bu bölgeye Küçükyalı ismi verilmiştir. Tarihsel adı olan Karantina'nın neden Küçükyalı olarak değiştirildiği bilinmemektedir.


Bu haber 1135 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar