Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

ÖLMELİMİYİM?

Güvercinim geldi, güzel güvercinim, melek güvercinim. Havuzun üstünde döndü yine. Yine bana doğru pike yaptı. Gördüler, gene geldi seninki dediler. Halbuki o sıradan bir kuş değil, diğerleri gibi benimle konuşan. O, o Barış. Melek Barış’ım, güzel Barış’ım. Barış’ım ruhu o. Biliyorlar ama dillendirmiyorlar, anlıyorum hallerinden, korkuyorlar öbür taraftan gelenlerden.
Barış’ım beni teselli etmeye geldi.
Karmamdaki tek oğlum.
Bir tanecik oğlum.
Bu yaşamımda da o yaşamımda da beni erkenden terk eden güzel oğlum.

Ağlama diyor bana. Dayanamam. Geri dönemem sonra, seni bırakıp. Ağlama, üzülme. Oğlundan daha kötü kaderliler olduğu için sevin diyor.

Nasıl sevinirim?
O benim bu dünyada en çok değer verdiğim. En, en, enim benim. Yaşam kaynağım, beni ben yapan. Nasıl üzülmem.
Neden ama neden?
Neden?
Neden gelmiş başına bu?
Dayanamıyorum. Ölmek istiyorum. Gözlerim gülerken kalbim ağlıyor, ruhum bitkin. Dayanamıyorum, dayanamıyorum, dayanamıyorum.
Elimden hiçbir şey gelmiyor, çaresizim, üzgün, yılgın hayattan, bıkkın. Artık bu dünyada kalmak istemiyorum. Ölürsem gerçekten, Barış götürürse beni, veda mektubum olsun bu yazı. Beni en son bu yazdıklarımla hatırlayın.

Gitmek istiyorum Barış.
Bu dünyada yaşamak istemiyorum, bu pis dünyada. Evrenin kötülük yuvası, bataklık, susuz, ışıksız ve iğrenç. Eğer çare olamıyorsam, kurtaramıyorsam aydınlıkları, yaşamamın ne anlamı var, yaşamamın ne anlamı var? Offffffffffffffffffffffff.

Beni götür.
Hani götürecektin beni?
Hani söz vermiştin?
“Kısa zaman sonra” demiştin.
Kısa zaman nedir senin için? Yoksa bir asır mı? Yoksa astroloğun dediği gibi, dediği gibi mi, 12 yıl mı var daha?
Ne olur bana söyle.
Belki bir çaresine bakarım. Kendim terk ederim bu pis dünyayı.

Ağlarken kalbim, nasıl böyle normal yaşama devam edebiliyorum, kendimi kontrol edebiliyorum? Babam bana “Amazon kızım” derdi, hiçbir sıkıntımı belli etmediğim gibi, hastalık veya üzüntü. Çocukluğumda geliştirdiğim otokontrol mekanizması galiba, ölemediğim. Ölüm yanaşamıyor galiba bana.

Bir an önce kurtulmalıyım ondan.

Ağlamalıyım, bırakmalıyım kendimi, bağırmalıyım, üstümü, başımı yırtmalıyım, kırmalıyım her şeyi, içimden geldiği gibi.

Ağladım dediğim zamanlar bile gözümden yaş akmaz. Kimse üzgün göremez beni. Kurtulmalıyım, özgür bırakmalıyım benliğimi.

Ölebilmeliyim.
Ölmeliyim.

Ölmek istiyorum ama ölemeyeceğimi fark ettim. Çok, çok istiyorum. Kurtulmak istiyorum beni saran zincirlerden. Eğer bu kadar rahat yazabiliyorsam kalbimdeki bu acıyla; ters giden bir şey var demek bende. Kurtulmalıyım ondan. Büyü gibi bir şey, örtü gibi saran bütün benliğimi.

Kurtar beni Barış.
Al, götür lütfen.

Bu yazıyı gerekli yerlere koyduktan sonra kendimi kurtarmaya çalışacağım zincirlerimden, üstümü örten örtüden. Kurtulacağım, kurtulacağım, kurtulacağım……..

Kurtulmam gerek ölmek için, ölebilmek için.


Bu haber 1994 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar