Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

AYIP FIKRALAR (Bölüm 2)

Bir aksam tiyatrodan çıkmış iki erkek arkadaş yolda giderlerken, önlerinde iyi giyinmiş, şık ve alımlı bir hanımın yürüdüğünü fark ederler.
Erkeklerden birisi diğerine dönerek:
--“Bu hanımla bir gece geçirmeye 500 dolar veririm” der. Bu sözleri işiten genç hanım başını çevirir ve:
--“Teklifinizi kabul ediyorum” der. Teklifi yapan erkekle hanım beraberce genç ve çekici kadının evine gidip hemen yatağın yolunu bulurlar. Ertesi sabah apartmanı terk ederken,
adam kadına 250 dolar verir. Hanım pazarlık bakiyesi parayı ister ve:
--“250 dolar daha vermezseniz sizi dava ederim” der. Adam güler:
--“Bunu nasıl ve hangi esaslara göre yapacağınızı görmek isterdim” deyip apartmanı terk eder.

Ertesi günlerde mahkemeden gelen celp pusulası adamı şaşırtır. Hemen avukatına gidip olayı detaylarıyla anlatır. Avukat:
--“Bu esaslara istinaden aleyhine bir karar alınabileceğini sanmıyorum. Ancak davanın
nasıl sunulup savunulacağını doğrusu pek merak ediyorum” diye mütalaa verir. Dava başlar ve on soruşturmadan sonra hanımın avukatı mahkemeye dava konusunu aşağıdaki şekilde arz eder:

--“Muhterem hakim beyefendi, müvekkilem, bu hanımefendi, itina ile yetiştirilip çimlerle örtülü bahçe niteliğinde bir gayrimenkule sahip bulunmaktadır. Bu arazi parçasını belli bir süre için davalı beyefendiye 500 dolar karşılığında kiralamıştır. Davalı gayrimenkulü kira
amacına uygun olarak kullanmış ve kira müddeti sonunda tahliye ederken kira
bedelinin yarısı olan 250 doları ödememiştir. Kira tutarı yüksek bir bedel değildir,
kaldı ki kiralanan yer özel ve yasal bir bölgedir. Dileğimiz adaletin yerine gelmesi ve davalının müvekkileme anlaşmanın bakiyesi olan meblağı
ödemesidir.”
Davalının avukatı bu beklenmedik savunma karşısında şaşırmış fakat bir avukat olarak işin enteresanlığından haz duymuş ve hemen daha önce hazırladığı savunmasını kenara koyarak davayı söyle savunmuş:
--“Muhterem hakim beyefendi, müvekkilim bu genç beyefendinin, bu genç hanımdan sahibi olduğu gayrimenkulü bir sure için kiraladığı doğrudur ve müvekkilim bu anlaşmadan son derece memnun kalmıştır. Bununla beraber müvekkilim arazide bir kuyu bulmuş ve kuyuyu örgü taşlarıyla donatmış, kuyuya boru indirmiş ve pompa yerleştirmiştir. Bütün bu uğraşların işçilik masraflarını müvekkilim üstlenmiştir. İnancımıza göre bütün bu arazi
geliştirme çalışmaları ödenmeyen meblağı karşılayacağından aleyhimize açılan davanın düşmesini talep ediyoruz.

Genç hanımın avukatı tekrar söz almış:
--“Muhterem hakim bey, müvekkilem, davalının beyan ettiği gibi arazi üzerinde bir kuyu bulunduğunu ve gerekli geliştirmeleri yaptığını kabul ediyor ve herhangi bir itirazda
da bulunmuyor. Ancak bahis konusu kuyu zaten arazide mevcut idi ve kuyu olmasaydı davalı muhtemelen bu araziyi kiralamayacaktı. Ayrıca arazi tahliye edildiği sırada davalı söz konusu ettiği taşları, boruyu ve pompayı sökerek beraberinde götürmüştür. Bu bakımdan davamızda ısrar ediyor ve vereceğiniz kararın adalete uygun olmasını diliyoruz.'
Hanım davayı kazanır!

********************************

Yeni evlenen adamın birisi evlendikten bir kaç ay sonra askere gider. Yarinden ayrılalı 5- 6 ay olduktan sonra memleketinden mektup gelir ve gelen mektubu komutanı okur. Mektup adamın karısındandır. Havadan sudan biraz muhabbet eder nasılsın, iyi misin askerlik nasıl? Falan gibi ve altına da bir kıtalık şiir yazar:
--“YAYLADA YAYLATTIM ONİ, FINDUK GİBİ PARLATTİM ONİ, ÜÇ GÜNE KADAR GELMEZSEN AMCA OGLİNE ELLETTİM ONİ” der kadın. Komutan askeri çağırır ve:
--“Oğlum memleketinden mektup geldi. Eğer bu mektuba güzel bir cevap yazarsan seni memleketine göndereceğim” der. Asker de:
--“Emredersin komutanum” der. Mektubu alır okur ve önce karısının sorularına cevap verir sonra şiiri cevaplar:
--“EMİR ALTINDA EZİĞİM. DEMİR GİBİ OLDU GAZIĞIM. ÜÇ GÜNE KADAR GELİRSEM NE MIN KALIR NE BÜZÜĞÜN” yazar ve bunu beğenen komutan onu izine yollar.

********************************

Komutan emir erini çağırmış:
--“ Bana çabuk bir lazer yazıcı bul getir.”
--“ Emredersin komutanım.” Bir saat sonra emir eri yanında başka bir er ile gelmiş.
--“Lazer yazıcıyı getirdim komutanım.”
--“Hani nerde lan?”
--“Komutanım bu arkadaş laz bir erdir ve bizim bölükte yazıcıdır!”
--“Ulan iyiki scanner istememişiz be!”

**************************************

Müller akşama doğru Hamburg'da bir otele yerleştikten sonra, sokağa çıktı. Geceyi eğlenerek geçirmek istiyordu. Bir taksiye bindi, Şoför sarışın ve güzel bir kızdı. Ona:
-- "Beni bu gece en ucuz ve en tatlı eğleneceğim bir yere götürün," dedi. Şoför kız:
-- "En ucuz ve en tatlı", dedi ve hareket etti.

***************************************

Öğretmen ödev olarak :
--“Devlet, millet, vatandaş, istikbal kelimelerinin anlamlarını yazın gelin”demiş. Öğrenci akşam babasına:
--“Baba Öğretmenim ödev verdi devlet, millet, vatandaş ve istikbalin anlamlarını yazacağım.” Babası:
--“Devlet benim millet annen vatandaş sen istikbal ise (kundakdaki bebeği göstererek) o” demiş. Çocuk ertesi gün ödevine şunları yazmış:
--“Devlet milleti s....kiyor, istikbal bok içinde vatandaş ne yapsın?”

*********************************

Bir gün adamın biri ava çıkacakmış, oğlu da bunu duyunca:
--“Baba bende gelebilir miyim?” Demiş. Babası saati kuracakken karısı atlamış söze:
--“Bey ben o saatte çişe kalkıyorum sizi de uyandırırım.” Demiş:
--"Olur", diyip yatmışlar. Kadın kalkmış ve bunları da kaldırmış. Hazırlanıp ava çıkmışlar. Saatlerce yürümüşlermiş ama hava aydınlanmamış. Çocuk dayanamamış, babasına sormuş:
--“Baba niye hava aydınlanmıyor?”
--“Ananın amından saat olursa böyle olur!” Demiş babası da.

*********************************

Avcının biri bir gün avcılar kahvesinde anlatıyormuş:
--“Bir baktım bir geyik, nişan aldım, çektim tetiği, vurdum onu. Geyik kocaman. Bir bacağını bir omzumda, diğer bacağını öbür omzumda, sürüklemeye başladım.” Avcı anlatırken birden telefonu çalar. Arayan karısıdır. Karısıyla uzunca bir süre konuştuktan sonra telefonu kapatır. Arkadaşlarına dönerek sorar:
--“ Nerde kalmıştık?” Arkadaşları cevap verir. Abi bir bacağı bir omzunda, bir bacağı öbür omzundaydı:
--“Hıııım, verdim ayarı, verdim ayarı.”

***********************************

Bir adam avlanmayı çok severmiş . Piyangodan büyük ikramiye çıkınca kazandığı parayı 15 günlük bir safariye yatırmış. 15 gün sonra dönmüş gelmiş, ayakta karşılamışlar adamı ve hep bir ağızdan:
--“De hele anlat, neler gördün, neler yaptın?” Adan demiş ki:
--“Bir zebra avladım.”
-Zebra da nedir? diye sormuş birisi:
--“Bizim atların çizgilisi, pijama giymiş gibi olanı. Sonra zürafa avladım.” Aynı köylü yine sormuş:
--“Zürafada nedir?”
--“Bizim atların uzun boyunlusu.”
--“Daha başka ne avladın?”
--“Piton avladım.”
--“Pitonda nedir?”
-Bizim atları bilirsin, sikini de bilirsin. İşte o pitondur ama at yoktur?”

**********************************

İki avcı köpekleriyle övünüyorlarmış. Avcılardan biri:
--“ Benim köpeğim çok akıllı, geçenlerde ava çıkmıştım, birde ne göreyim? Kurşunları evde unutmuşum, hemen benim köpeği çağırdım, av tüfeğimi koklattıktan sonra eve yolladım. Yarım saat sonra akıllı köpeğim kurşunları alıp getirdi.” Deyince 2. avcı atılmış:
--”Benim köpeğim daha akıllı" demiş ve anlatmaya başlamış:
--“ Geçenlerde karımla sahile gitmiştik karım soyundu fakat mayosunun altını evde unutmuş, hemen benim köpeği çağırdım karımın cinsel organını kokladı ve eve gitti. 20 Dakika sonra ağzında neyle geldi biliyormuşsun? Benim komşunun penisiyle.”

********************************

Adamım biri ormandan avlanırken yamyamlara yakalanır. Yamyamlar adamı kendi kabilelerine götürürler ve sonra kabile reisi gelir adama:
--"Ölüm mü mokoko mu" diye sorar. Ölüm dersem öleceğim, mokoko dersem belki kurtulurum diye düşünmüş ve:
--"Mokoko" demiş. Kabile reisi arkasını dönmüş ve:
--"Oooo mokoko" demiş. Kabiledeki bütün yamyamlar adamı bir güzel becermişler. Sonra adamı serbest bırakmışlar. Adam aynı yerde tekrar avlanmaya çıkmış,
yamyamlar yine bunu yakalamışlar. Kabileye götürmüşler reis gelmiş yine buna:
--"Ölüm mü mokoko mu" diye sormuş. Adam bu sefer de mokoko dersem gene beni düzerler diye düşünmüş ve ölürüm daha iyi düşünmüş ve:
--"Ölüm" cevabını vermiş. Reis arkasını dönmüş ve demişki:
--"Ooooooo ölene kadar mokoko."

********************************

Bir gün iki kuzen, aslan avına çıkar. Akşama kadar aslan aralar ama bulamazlar.
Akşam tam dönerken karşılarına bir aslan çıkar. Kuzenlerden biri çalıların arkasına saklanır ve diğerine:
--“Ağaca çık” der. Ağaca çıkanı aslan görür ve arkasından tırmanmaya başlar, ağaçtaki kuzen bağırırı:
--“ Lan vur şunu.” Aşağıdaki kuzen, aslana nişan alır ve sıkar ama aslanı sol taşağından vurur. Canı yanan aslan azimle tırmanmaya başlar.
Ağaçtaki kuzen yine bağırır:
_ --“Lan vursana şunu” diye. Aşağıdaki:
--“Şimdi vuracağım” der ve ateş eder. Bu defa aslanı sağ taşağından vurur.
Ağaçtaki kuzen iyice sinirlenir ve bağırır:
--“ Lan o.... çocuğu aslan beni si... meye değil yemeye geliyor, yemeye.

***************************************

Uçakta kapı açılmış acemi erler teker, teker paraşütle aşağı atlıyorlardı.
Sıra temele geldiğinde komutanına dönerek:
--“Komutanım dün gece rahmetli annem rüyama girdi, oğlum o paraşütle atlama açılmayacak” dedi. Komutan:
--“Atla oğlum inanma böyle boş rüyalara” der, fakat askeri ikna edemez. Bunun üzerine ver onu bana al benimkini der ve paraşütleri değiştirirler. Asker atlar ve paraşütü açılır süzüle, süzüle aşağı doğru inerken başını kardırır ki: Ne görsün; komutan paraşütü açılmamış mermi gibi aşağı doğru geliyor. Tam yanından geçerken bağırır:
--“Komutanım, komutanım nereye?” Komutan hışımla bağırır; ananı s..kmeye.

********************************

Bir kadınla en çok kimin birlikte olabileceği konusunda bir yarışma yapılıyormuş, dayanırsa kadın dayanamazsa yarışmacı büyük ödülü alacakmış. Nam-ı Kemal de oradaymış. Her postadan sonra da duvara çarpı atılıyormuş. Alman başlamış 1,2,3.. tıkanmış. İngiliz başlamış 3,5,7.. o da tıkanmış. Fransız 15,20.. derken o da kalmış. Bizim Nam-ı Kemal başlamış 70,80,90 derken durmak bilmiyor. Bakmış kadın iş kötü, Nam-ı Kemal'in duracağı yok, 95.yi yaparken "yok efendim bu 94." diye tutturmuş. Nam-ı Kemal, "Olur mu hanfendi 95 oldu, burada boşuna mı çarpı atıyoruz, sayıyoruz" dese de kadın dinlemiyor, "hayır bu daha 94." diyormuş. En sonunda bizimki zıvanadan çıkmış: - "Başlarım şimdi çarpına da sana da, sil hepsini sıfırdan başlıyoruz."




Bu haber 1859 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar