Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

NASRETTİN HOCA FIKRALARI (Bölüm 7)

Nasreddin Hoca parasını geri istemek için defalarca kapısını çalan alacaklısına kapıyı açmıs ve:
--“Yakında paranı ödeyeceğim” demiş. Adam sormuş:
--“Ne zaman?”
--“Bizim duvar kenarına yol boyunca çalı tohumu ektim, tohum ilkbaharda yeşerecek ve çok çalımız olacak.” Adam:
--“Evet, sonra? Demiş:
--“Bu caddeden çok koyun sürüsü gecer ya, geçerken, koyunların yünleri çalılara takılacak. Ben de yünleri toplayacağım. Bizim hanım bunları eğirip ip yapacak. Ben de pazara götürüp satacağım ve paranı geri ödeyeceğim.
Adam bu saçma plan duyunca, kendini tutamamış ve kahkahayı basmış. O zaman Hoca:
--“Parayı avucunda hazır hissedince nasıl da gülersin, değil mi, seni köftehor seni?”

*****************************

Nasrettin Hoca’nın horoz dövüşlerine yeni merak sarmış bir arkadaşı varmış. Birlikte gidip pazardan dövüşken bir horoz aramaya başlamışlar. Derken, arkadaşı bir horoz beğenmiş. Satıcıya:
--Bunun adı ne? Diye sormuş. Satıcı:
--“Adı yiğit” demiş. Arkadaşı horozu almış. Daha sonra yiğit hangi dövüşe girse dönüp kaçmış. Tabii ki rakibi de peşinde. Yiğit kaç dövüşe girdiyse hiç yakalanmamış. Arkadaşı, Hoca’ya:
--“Hoca ne iştir? Benim yiğit neden dövüşe girmeyip kaçıyor?” demiş. Hoca:
--“ Bilmez misin Selami, yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır. Ne yapsaydı yani dövüşe girip de yara, bere içinde mi kalsaydı? Bak şuna hiçbir yerinde çizik bile yok. Hey maşallah! “ demiş.

********************************

Nasrettin Hoca’nın çocukluğunda annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasrettin komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler, fakat kapıyı açan olmaz. İkinci defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır. Evine döner. Annesine, komşu gezmeye gitmiş, der. Akşam yemeğinde soğansız, lezzetsiz çorbayı içerler.
Aradan birkaç gün geçer. Nasrettin’in evde yalnız olduğu bir gün kapı çalınır. Nasrettin kapıyı açar. Gelen komşunun oğludur.
Komşunun oğlu: “ Arkadaşım nasılsın? Evde yemek pişiriyorlar. Aksilik bu ya tuz kalmamış.
Tuz istemeye geldim “ demiş.
Nasrettin: “ Geçen günlerde size soğan istemeye gelmiştim. Kapıyı bile açmadınız. Üstelik bir de gülüyordunuz. En çok da senin sesin duyuluyordu. Biz o akşam çorbaya sizin
gülüşlerinizi doğradık. Pek lezzetli oldu. Şimdi sen benden tuz isteme. Tuzun yerine kahkaha karıştırın, tadı tuzu yerine gelir.

*******************************

Nasrettin Hoca bir gün balık avına gitmiş. Dere kenarında bir ağacın altına oturmuş. Oltasını çıkarmış. Kancanın ucuna yanında getirdiği küçük beyaz kurtçuklardan birini takmış, suya fırlatmış. Başlamış beklemeye…
İki üç dakika geçmiş geçmemiş, büyükçe bir balık oltanın önünde görünmüş. Balık oltanın etrafında birkaç tur atmış ve yemi kancasından çıkarıp yemiş. Nasrettin Hoca bu işe çok şaşmış.
Kancanın ucuna bir kurtçuk daha takmış. Balık aynı şekilde kurtçuğu yemiş, kancaya tutulmamış. Nasrettin Hoca balığa oyun oynamaya karar vermiş. Oltanın ucundaki kancanın ucuna biraz daha küçük bir kanca takmış, suya fırlatmış. Az sonra balık alışkın hareketlerle gelmiş, küçük kancayı kurtçuk zannedip ısırmış ve oltaya yakalanmış. Başlamış çırpınmaya. Nasrettin Hoca hemen oltayı sudan çıkarmış ve balığı tutmuş:
--“ Seni köftehor, bütün yemleri yedin bitirdin. İyi alışmıştın hazırlopçuluğa. Ben buraya doyunmaya gelmiştim, doyurmaya değil ” demiş ve balığı pişirip, afiyetle yemiş.
İki üç dakika geçmiş geçmemiş, büyükçe bir balık oltanın önünde peydah olmuş. Balık oltanın etrafında birkaç tur atmış ve yemi kancasından çıkarıp yemiş.

**********************************
Nasrettin Hocaya sorarlar:
--“ Hocam yeni ay girince eski ayı ne yaparlar?”
--"Bunu bilmeyecek ne var" der hoca.
--“ Kesip, kesip yıldız yaparlar” diye güler.
bir şey olamaz.

********************************

Hoca evine doğru yürürken, baklava sevdiğini bilen birisiyle karşılaşır. Adam Hoca’ya:
--“Hoca, bir adam büyük bir tepsi baklava götürüyordu” der. Hoca:
--“Beni ilgilendirmez!” Diye cevaplar. Adam devam eder:
--“Ama hoca’m adam tepsiyi sizin eve götürüyordu.” Hoca kızar ve:
--“O zaman seni ilgilendirmez!” Der.

********************************

Nasrettin Hoca bir cimri tanıdığının evine gittiğinde tanıdığı ona bayat ekmek ile bir tabak bal ikram etmiş. Nasrettin Hoca bayat ekmeği dişi kesmeyince, balı kaşıkla yemeye başlamış. Ev sahibinin, bal bitecek diye aklı gitmiş:
--“Aman efendim, bal ekmeksiz yenirse dokunur” demiş. Nasrettin Hoca hiç ses çıkarmadan balı bitirmiş ve:
--“Kime dokunduğunu Allah biliyor” demiş.

********************************

Hocanın çok. sevdiği. bir. kuzusu. varmış. Arkadaşları bir gün:
--“Hocam yarın nasıl olsa kıyamet kopacak, gel şu kuzuyu kesip afiyetle yiyelim derler. Hocanın gönlü razı olmasa da arkadaşlarını kıramaz kuzuyu kesip arkadaşlarına ikram eder. Ziyafet bittikten sonra hocanın arkadaşları yüzmek için dereye girer. Hoca her zamanki gibi ayağına gelen fırsatı tepmez ve arkadaşlarının dereye girerken çıkardıkları giysileri kuzuyu kızarttığı ateşte yakar. Arkadaşlar dereden gelince:
--“Ne yaptın hoca şimdi biz ne giyineceğiz?” Diye feryat ederler. Hoca imalı bir tebessüm ile cevap verir:
--“Ne üzülüyorsunuz arkadaşlar nasıl olsa yarın kıyamet kopmayacak mı?”





Bu haber 1078 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar