Anasayfa
     Biyografi
     Paylaşmak İstediklerim
     Büyüklere Hikayeler
     Çocuk Hikayeleri
     UZUN HİKAYELER
     Var
     Öç
     Altıngöl
     Oyuncakçı
     Kartopu
     Futbol Fanatiği
     Diyet Yemekler
     Barış Akarsu
     Congar Metal
     Elişi Çalışmaları
     Şiirsel Egzersizler
     Politika
     Ekonomi
     Çevre
     Hayvanlar
     Uzay
     Turizm
     Demeler
     Karışık
     Fıkralar
     Coğrafya
     Tarih
     Sağlık
     Şifalı Bitkiler
     Felsefe
     Konuk Yazarlar
     Foto Galeri
     Kapari Yetiştiriciliği
     Slayt / Sunum
     LİNKLER
     Kapari
     Reiki
     İletişim



En Çok Aranan Kelimeler

Ayla Congar | Kadın | Müzik | Doğa | Sanat | Fıkra | Kapari | Sanayi | Çanta | El işleri | Bilim | Dünya | İzmir | Çeşme | Ayla | Congar |

 
Paylaş

TÜRKİYE İÇİN EKONOMİK ÖNLEMLER

Devletin yapması gerekenler:

**** 3tanesi 10 YTL olan, giyeni ter kokutan, 3 ay dayanmayan bodyler, 1 ay bile dayanmayan spor ayakkabılar, Alerjiye neden olan polar giysiler ve bunların yapıldığı ham maddeler gibi kalitesiz ürünleri ve bunların yapıldığı ham maddeleri üretmek kesinlikle yasaklanmalı.
Her türlü imalatta Avrupa ve Amerika standartları yakalanmaya çalışılmalı.

**** Bunları satan küçük dükkanlar kapanmalı, yerine kaliteli mal satan 150 metrekareden büyük mağazalar açılmalı.

Ben İzmir’de Kemeraltı denen utanç çarşısının dünyaya bizi rezil ettiğini düşünüyorum. Turistler güzel bir yer diye değil acayip bir yer diye görmeye geliyor.

Bu haliyle hiçbir otantik yönü yok.

Hisar önündeki bir kahvede oturup turistlerin davranışlarını izliyorum ve konuşmalarına kulak misafiri olmaya çalışıyorum.

Hele bir gün birisinin söylediği şu söz beni çok üzdü:

--“Öf, çok pis kokuyor.” Genç, güzel ve iyi giyimli bir kadındı. O anda göz göze geldik ve benim de aynı fikirde olduğumu bakışlarımdan anladı ve gülümsedi.

Hisar Camisi’nden ve buhur satanlardan yayılan kokuyla, orada yiyecek satanların ocaklarından çıkan pis yağ kokularının karışımı gerçekten iğrençti.

Eskiden orası çiçek satılan bir yerdi ve çok güzel kokardı ve ben o gün hala o hayalle orada oturduğumu fark ettim.

Artık Kemeraltı’na gitmeyeceğim.

Bir süre önce “bazı” esnaftan korkan belediye çalışanları gece yarısı Kemeraltı’na gidip, bütün o çirkin tenteleri sökmüşler ama hemen yerine yine aynılarını koydular.

**** Yeni işyeri açılması engellenmeli veya açmak için istekte bulunanlardan deneyim belgesi istenmeli, iş yerine sermaye koyduktan sonra bankada sermayesi kadar da bir nakit parasının olması şart koşulmalı ve bu mağazalar 150 metrekareden az olmamalıdır.

(Emekli ikramiyesini alan veya anasına babasına tarlasını sattıran ya da kendi oturduğu evi ipotek ederek kredi alanlar eskiden bakkal dükkanı açarlardı şimdi butik açıyorlar. Bu işini bilmeyen kişiler 1 yıl sonra iflas edip gidiyor ve kalan mallar çok ucuz fiyata piyasaya düşüyor. Bunları da bazı akılsızlar ucuz diye ihtiyaçları olmadığı halde alıyorlar ve hem enflasyon körükleniyor hem de aile bütçesi yara alıyor.)

**** Yeni iş merkezleri inşaatlarına izin verilmemeli. Tam kapasite kiraya verilemeyenler, öğrenci yurduna, konuta veya otele çevrilmeli.

**** Çin mallarının Türkiye’ye girişi kesinlikle yasaklanmalı, buna benzer yaptırımlar önceden fark edilerek önlem alınmalı. Gerekiyorsa Çin’e yapılan ihracattan da vazgeçilmeli.

Halkın gerek ruh gerek beden sağlığı daha önemli.

**** Lüks tüketim mallarının Türkiye’ye girişi eskisi gibi yasaklanmalı veya çok yüksek vergiye tabi olmalı.

**** Türkiye’de fabrikası bulunan mamulleri ithal etmemeliyiz. (Son günlerde Çeşme Limanından çok sayıda M.A.N kamyonu giriş yaptı. Türkiye’de kamyon yapılamıyor mu? Yoksa Gebze’de yapılıyor da gemiyle Çeşme’ye geliyor da, oradan da Ege Bölgesine mi dağılıyor?)

Devletin yapmaması gerekenler:

**** İthalat, ihracat anlaşmaları yapılırken; aleyhimize oynanan oyunlara dikkat etmeli. Kasıtlı yapılan bir şey olup, olmadığını, hükümet partiler üstü kuracağı bir kurula teftiş ettirmeli. Böylece iktidar şaibeden de kurtulur.

İlerde hesabını veremeyeceği işler yapmamalı.

Not: Bu okuyacağınız cümleyi, 06 12 2008 tarihli Hürriyet Gazetesinde okuduğum bir haber aklıma getirdi.
“Amerika’daki otomobil fabrikaları %30 kapasiteyle çalışıyormuş.”

Kandırılıp Amerikan otosu ithal etmeyelim.”

**** Montaj sanayi yerine, üretimin tamamını yapmaya çalışmalıyız. İnce ve zor işleri yapabilecek beyinlere ve ellere sahibiz. Bu da ancak devlet yardımı ve teşvikiyle yapılabilir.

**** Tarım Türkiye’nin olmazsa olmazıdır. En büyük yatırımı tarıma yapalım.
En önemli konu bu olduğu için fazla bir şey yazmıyorum.

** Zeytin ağacı, Meşe Palamut’u, kıraç arazilerde ve dağların kuzey yamaçlarında Kapari, taşlık arazilerde Fıstık Çamı dikelim.

** Çok su seven Okaliptüs, Kavak gibi ağaçların tarım topraklarının suyunu çalmasın diye ekimini yasaklayalım, bu ağaçların ürünleri çok gerekli ise ithal edelim.

** Mısır, Pirinç gibi çok su isteyen bitkileri de ekmeyelim, çok gerekliyse ithal edelim. Aslında ikisi de gıda değeri olmayan sadece insanı ve hayvanı yağlandıran besinlerdir. Hiç hayatımıza girmemesi daha hayırlı olur.
50 yıl önce Ziraat Vekaleti’nin bir çalışması vardı. Babamın bu konudaki çalışmaları sonucu hazırladığı raporları okumuştum.
Karadeniz Bölgesinde güneş az olduğu ve beslenme, gıda değeri az olan Mısıra dayalı olduğu için Verem hastalığı o bölgede fazla imiş. Mısır unundan yapılan ekmeğe Soya Fasulyesi unu karıştırılmasını öneriyordu babam ve bir süre devlet zoruyla da olsa tatbik edilmişti ama yeni neslin haberi bile yok şu anda.

Bu gün Soya Fasulyesi bütün medyatik doktorlarımızın kalemlerinin ucunda.

**** Önemli işlerin başına o işi gerçekten bilen, araştırmacı, meraklı ve zeka seviyesi yüksek kişileri koyalım. Gerekirse bu kişileri zeka testinden geçirelim ki: Yapacağı işin sonunun ne olabileceğini kestirsin de yapılan işler Konya Ovasında yapılana benzemesin.

**** Süt ve et hayvancılığının geliştirilmesi için büyük ölçüde çalışma yapmalıyız. Bu gün de bir takım teşvikler var ama nedense kimse faydalanamıyor.

**** 3 tarafı deniz olan Türkiye’de balıkçılık endüstrisi yok denecek kadar az. Ham ihracat bile yeterli değil. Acilen teşvik ve yardım yapılarak büyük kapasitede her yönden balıkçılık yapılabilecek alt yapı hazırlayalım.

İki ülkeye balık ihraç etmek gazetelere haber oluyor. (Bunu okuyunca güleyim mi ağlayayım mı şaşırdım. Ne günlere kaldık.) Halbuki bunun çok olağan bir şey olması, haber değeri taşımaması gerekir.

**** Gıda sanayinin gelişmesi için çalışmalar yapalım.

( Ciklet sanayi tabir edilenler hariç. Türkiye ekonomisinin gerilemesi onlara verilen teşviklerle başladı.)

**** Makine sanayine önem vermeli, Türkiye dışa bağımlılıktan kurtarmalıyız.

(Bunu yaparken Amerika’yı idare eden Yahudilerden korkmamalıyız veya onlar için çalışmamalıyız.)

**** IMF in kuralları yerine getirmeli ama onlar istediği için değil, doğru oldukları için. Bu kuralları yerine getirirken burasının Türkiye olduğu unutulmamalı ve bazı kurallarda esnek davranılmalı veya Türkiye’ye adapte etmeliyiz.

**** Bir daha ne Amerika’ya ne de başka ülkeye kazık atmamalı. (Tezkere konusunda olduğu gibi.
Yanlış anlaşılmasın, tezkerenin imzalanmaması değil beni rahatsız eden, imzalayacakmış gibi yapıp sonradan vazgeçilmesi.

Bu yapılanın ülkemize çok zarar verdiğini inanıyorum.

(Ben söylediğinin arkasında sonuna kadar duran, sözünü her ne pahasına olursa olsun yerine getiren birisi olduğum için bu konuda yanlış yapanlara çok kızgınım ve bu konuda milletim ve kendim adına çok utanıyorum ve üzülüyorum.)

İnsanların şahsen yapmaları gerekenler:

**** Esnaf önce “ kolay abi, yaparız abi” sözlerini unutup, gerçekten o işi yapıp yapamayacağını düşünmeli ve işi yapabileceğinden gerçekten eminse almalı.

Aynı zamanda yalancılıktan vazgeçip, sözünde durmayı öğrenmeli.

Bu söylediğim işlerin açılması temennisi sayılabilir çünkü şimdi iş az olduğu için koşa, koşa gidiyorlar yapmaya, malzemeyi yolla bile demiyorlar, sırtlayıp götürüyorlar.

Kim bilir belki bu kriz insanları terbiye etmek için Allahın bir lütfudur.

**** İmalatçı mümkün olduğu kadar kaliteli mal üretmeli ve bu malı ucuza vermeli.

**** Toptancı ve özellikle büyük kar oranları koyan perakendeciler bunu azaltmalı, malını indirimlerdeki fiyatlarla satmalı. ( Perakendeciler sezon başında, % 115- 125 hatta daha fazla kar koyuyorlar.)

Kazancını ancak karnını doyurmaya, ısınmaya, temiz giyinmeye ve eğitim giderlerine yetecek kadar ayarlamalı, tamah etmemeli.

İndirim diye bir şey olmamalı.

Perakendecilerde her mevsimde her mevsimin malı olmalı (eskisi gibi).

“Yat, kat, yazlık, kışlık hatta uçak alma devri bitti.”

**** Mümkün olduğu kadar yerli malı kullanılmalı ve kullanılmaya çevre teşvik edilmeli. Bu yaptırım yerli sanayinin gelişmesini sağlayacaktır.

**** Satılan mallar ucuzlayacağı için işçi ve memur zam istemeyecek hatta bir takım haklarından fedakarlık edecek.
Üst kademedekiler zaten bu durumun bilincinde.

**** Çok mal yerine, kaliteli ve az mal üretilecek ve kişiler 5 adet kalitesiz mal yerine 1 adet kaliteli mal alacak.

**** Benim 20 yıllık giysilerim var ve ben bunlarla gayet şık giyinebiliyorum. Bunlar Türkiye’nin en eski ve köklü firmalarından yüksek fiyatla alınmış parçalar ama kaliteli olması nedeni ile yıllarca giyilebildiği, eskimediği, modası geçmediği için ödediğim para yıllara bölündüğü zaman pazardan alınan bir kıyafetten daha ucuza geliyor.

Zaten dikkat ederseniz, son moda olan (Türkiye’de) ve çok rengi olan kıyafetler, kaliteli mal satanlarda değil, işporta malı satanlarda bulunur.

Ben burada kıyafetten örnek verdim. Her mal için bu gerçek geçerli.

Bu dediklerim yapılırsa: Küçük esnafın %90 ı yok olur ama kendilerine büyük işletmelerde iş bulabilirler.

Bu dediklerim yapılmazsa: Türkiye batar.
Bu yazdıklarım, tecrübelerim ve yaşadıklarımın ışığında bir öngörüdür, aynı zamanda bana bahşedilmiş bir bilgidir.


Ayla Congar
09 12 2008


Bu haber 1856 defa okunmuştur

           
öyküler, barış akarsu, congar, izmir, ayla congar, congar sanayi, metal, küçük kız, zeytinyağı, börülce, çocuk, makarna, vücut, peynir, elişi çalışmaları, arkadaş, kadın, yemek, diyet, fıkralar, hikayeler, kapari, kuş gribi, temel, çantalar